MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin grup toplantısında gündeme dair değerlendirmelerde bulundu.
Bahçeli'nin konuşmasının tamamı şu şekilde:
Değerli Milletvekili Arkadaşlarım,
Muhterem Misafirler,
Kıymetli Basın Mensupları,
Hepinizi en iyi dileklerimle selamlıyor, saygılarımı sunuyorum.
Konuşmamın başında Türk sporunda yaşanan bazı açmazlarla birlikte, son günlerde yaşanan kaygı verici gelişmeleri özet olarak ifade etmeyi düşünüyorum.
Türk sporu bir süredir girdiği yoğun bakım şartlarından hala çıkamamış ve iyileşip ayağa kalkamamıştır.
Şiddet sahneleri, şike ve teşvik pirimi iddiaları, taraftarlığın düşmanlığa dönüşme emareleri şu an ki kara tablonun başlıca unsurları arasında yer almıştır.
Maalesef sporun centilmenliği, cömertliği, yardımseverliği, dayanışmacı niteliği darbe üstüne darbe yemiştir.
Türk sporunda; rekabetin ismi kavga, mücadelenin ismi kutuplaşma, hoşgörünün ismi ise taviz olarak anılmaya ve algılanmaya başlanmıştır.
Görülmektedir ki, fanatizmi büyütüp geliştiren, holiganizmi güçlendiren tüm dinamikler hareket halindedir.
Özellikle bahsetmeye çalıştığım bu hususlar, Türk futbolunda fazlasıyla yaşanmakta ve varlığını ispat etmektedir.
Geçtiğimizin yılın 3 Temmuz tarihinden bu tarafa Türk futbol hayatının çok ciddi iddiaların merkezinde olduğu tartışmasızdır.
Ne yazık ki sporun hoşgörüsü ve ahlakıyla bağdaşmayan türden gelişme ve olaylar hepimizin gözü önünde vuku bulmuştur.
Sporcuların, kulüp yöneticilerinin ve hatta asırlık kulüplerimizin suçlandığı, adli takibatlara konu olduğu vahim bir süreç yaklaşık bir yıla yakın bir süredir kendisini göstermiştir.
Bizim için asıl üzüntü verici konu ise, sporun böylesi bir açmaza sürüklenmesinin yanısıra, milyonlarca insanımızın gönül ve destek verdiği spor kulüplerinin tartışmaların merkezine yerleşmiş olmasıdır.
Şüphesiz yaşanan bunalım ve buhran hali, mazisi çok eskiye dayanan kulüplerimizi töhmet altında bırakmış ve taraftarlarını da endişeye sevk etmiştir.
Her zaman söylediğim gibi, elbette şikeyi kim yaptıysa, teşvik primini kim verdiyse gereken her düzeyde yapılmalıdır ve bu süreç hala da devam etmektedir.
Dileğim yürüyen yargısal sürecin bir an önce sonuçlandırılarak, Türk futbolunun üzerindeki sis bulutunun dağıtılmasıdır.
Bununla birlikte asırlık futbol kulüplerimizin suçlanmasına, haksız ve mesnetsiz ithamların hedefine koyulmasına da mutlak anlamda karşı çıkmak ve itiraz etmek esas olmalıdır.
Ne var ki, Türk futbolundaki olumsuzluklar zincirinin hem sahalara hem de saha dışındaki taraftar davranışlarına sirayet ettiği ve yönlendirdiği anlaşılmaktadır.
Futbolda biriken sorunların yönetimindeki basiretsizlikler, üste üste çakışan meselelerin üstesinden gelinmesindeki yetersizlikler ve zamanlamadaki zafiyetler sosyal ve toplumsal gerilimi bir hayli artırmıştır.
Bunun üstüne bir de AKP hükümetinin gerginlik politikaları, Başbakan Erdoğan'ın nifak ve hizbi özendiren beyanları eklenince, hali hazırda işlerin iyice sarpa sarması kaçınılmaz olmuştur.
Güvensizliklerin yaygınlaşması, ihtilafların keskinleşmesi, sinirlerin gerilmesi, öfkelerin kabından taşması toplumsal sağduyu ve olgunluğu örselemiş ve zarara uğratmıştır.
Şunu unutmayalım ki, futbolda yaşanan alaboraların siyasi, sosyal ve ekonomik çalkantıdan, istikrarsızlık sarmalından bağımsız ve bağlantısız olduğunu söyleyebilmek neredeyse imkânsızdır.
Statlardan yükselen siyasi içerikli sloganlar, belirli kişi ya da gurupları hedef alan lehte yâda aleyhte tezahüratlar, tahammülsüzlüklerin tek bir ağızdan seslendirilmesi hep bunun bir işaretidir.
En son olarak, iki güzide kulübümüz arasında hafta sonunda yapılan ve Türkiye Spor Toto Süper Lig şampiyonunu tayin eden müsabaka sonrasındaki vahim ve ibretlik hadiseler bize bunu yeniden göstermiştir.
Bildiğiniz gibi, geçtiğimiz cumartesi günü yapılan karşılaşmayla Spor Toto Süper Ligi'nin 2011-2012 sezonunda şampiyon Galatasaray Kulübümüz olmuştur.
Buradan Galatasaray Kulübünün yönetimini, oyuncularını, teknik heyetini ve gönül veren milyonları başarılarından dolayı kutluyorum.